İhracatta rekabetçi kur tartışmasının gündeme gelmesi katma değerli üretimin önemini bir kez daha hatırlattı. İhracatçılar, kurun enflasyon kadar yükselmemesi nedeniyle, rakip ülkelere göre Türkiye’nin daha pahalı bir ülke haline gelmesinden ve rekabette geri kalmaktan yakınıyor. Yıllardır süren bu tartışmaya çözüm olarak sunulan ise katma değerli üretim. İhracatçılardan ise bu çözüm önerisine “bugünden yarına katma değerli üretime dönemeyiz” yanıtı gecikmiyor. Doğru, katma değerli üretim için uzun süreli Ar-Ge yatırımları gerekli. Zira önemli olan çok ve ucuz üretmek değil, yüksek katma değerli üretmek. Rekabetin kızıştığı ve sınırların ortadan kalktığı küresel ticarette rekabetin anahtarını Ar-Ge ve inovasyon oluşturuyor. Yeniliği kaldıraç olarak kullanan ülkeler rekabette fark oluşturuyor. Türkiye’de son yıllarda yüksek katma değerli üretim devlet politikası haline geldi. Ar-Ge’ye ayrılan kamusal destekler yıllar içerisinde istikrarlı bir yükseliş gösterdi. 2009’da yüzde 0,80 seviyesinde olan Ar-Ge harcamasının GSYH içerisindeki payı 2022’de yüzde 1,32’ye yükseldi. HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile yüksek teknoloji alanındaki yatırımlar desteklenecek. 2030’a kadar Türkiye’nin Yüksek Teknolojide üretim merkezi haline gelmesi amaçlanıyor. Ancak şirketlerin buna ne kadar istekli olduğu da tartışılması gereken bir konu. Zira İSO 500 verilerine göre 2020’de yüzde 0,53 olan üretimden satışlarda Ar-Ge harcamalarının payı 2023’te yüzde 0,48’e gerilemiş durumda. Karlılık göstergelerine bakıldığında karlar yüzde 30’un üzerinde artış gösterirken ve ucuz kredi varken neden Ar-Ge harcamaları geriledi? Oysa Ar-Ge harcamalarının sürdürülebilir büyüme üzerinde tartışılmaz pozitif etkisi bulunuyor. Yapılan araştırmalar Ar-Ge yatırımlarında her yüzde 1’lik artışın milli geliri yüzde 0,43 oranında artırdığını ortaya koyuyor. Türkiye’de ise Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 1’lik artış milli geliri yüzde 1,08 oranında artırıyor. Küresel rekabetin daha da zorlayıcı bir yere doğru ilerlediği dönemde Türkiye’nin en büyük rekabet gücü Ar-Ge olabilir. Bu nedenle bu ay Z Raporu’nda kapak konusu olarak Ar-Ge’nin sürdürülebilir büyüme ve kalkınma üzerindeki etkilerini analiz ettik.
Z Raporu’nun Eylül sayısında, 5 Ağustos’ta Japonya’da başlayıp tüm dünyaya yayılan küresel satış dalgasının nedenlerini analiz eden kapsamlı bir dosyamız da yer alıyor. Türkiye ve küresel piyasalar açısından carry-trade işlemlerinin getirdiği riskleri analiz etmeye çalıştık. Diğer bir önemli konumuz ise Rusya’nın AB tarafından dondurulan varlıklarından elde edilen karın Ukrayna’ya aktarılacak olması. Bu gelişme sadece politik değil aynı zamanda küresel finans sistemine olan güveni derinden etkileyecek bir konu. Gündem olacak pek çok dosya konumuzun ve değerli yazarlarımızın birbirinden kıymetli yazılarıyla dopdolu bir Eylül sayısı sizleri bekliyor.
Keyifli okumalar…