İhracat, Türkiye’nin son 23 yılda yazdığı en önemli başarı hikâyelerinden biri. 2001’de 31,3 milyar dolar olan Türkiye’nin mal ihracatı 2024 itibarıyla yaklaşık 9 kat artışla 262 milyar dolara yükseldi. Bu süreçte miktarsal artışın yanı sıra Türkiye’nin küresel ihracattaki payı ve ihracatın GSYH içerisindeki payı da yükseldi. Küresel ihracattan alınan pay yüzde 0,5’ten yüzde 1’in üzerine çıktı, ihracatın GSYH içerisindeki payı yüzde 10’lardan yüzde 22’lere yükseldi. 2025 hedefi ise mal ve hizmet ihracatının toplamda 390 milyar dolar. Küresel ticarette korumacılık adımlarının arttığı, yüksek teknoloji ve katma değerin daha çok önem kazandığı bir süreçte Türkiye ihracat hedeflerini büyütmeye devam ediyor. Türkiye ihracatta en ciddi sınavını pandemi döneminde verdi. Tüm dünyada üretimin neredeyse durma noktasına geldiği bir süreçte Türkiye özellikle de gıda ve hijyen gibi o günün en önemli stratejik ürünlerinde hem kendine, hem de dünyaya yetti. Öyle ki ülkelerin birbirlerinin ürünlerine tedarik yollarında el koyduğu bir ortamda Türkiye bu ürünleri gelişmiş ülke statüsündeki ülkelere bağışladı. Türkiye o dönemde esnek ve güçlü üretim altyapısını bütün dünyaya adeta kanıtladı. Ancak şu anda üretimin normale döndüğü ve ABD başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık süreciyle birlikte ihracatta rekabetin daha çetin bir sürece girdiği bir dönemde Türkiye rekabet gücünü yüksek katma değerli üretimle ve sürdürülebilir üretim modeliyle korumaya ve yükseltmeye çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın açıkladığı 77 maddelik stratejik eylem planı, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. 77 maddelik eylem planı finansmandan ticaret diplomasisine, tasarım ve markalaşmadan fuarcılık desteklerine kadar onlarca alt düzenlemeyi içeriyor. Eylem planının ayrıntılarını Şubat sayısında Z Raporu’na değerlendiren Bakan Bolat, bu planın bir yol haritasından öte vizyon belgesi olduğunu söyledi. Dünyada küresel ticaretin kuralları sürekli bir değişim içerisinde. Ancak bugünlerde yaşanan değişim çok daha keskin bir dönüşüm. Ticaret rotalarının değişmeye başladığı, korumacılığın arttığı, yapay zekânın üretim süreçlerine daha fazla dâhil olduğu, ucuz üretimdense katma değerli üretimin daha fazla önem kazandığı, nadir metal elementleri üzerinden hammadde savaşlarının şekillendiği bir döneme giriyoruz. Türkiye de bu dönüşümde daha güçlü bir aktör olarak yerini alabilmek adına ortaya koyduğu 77 maddelik eylem planının ihracata kazandıracağı vizyonun detaylarını Z Raporu’nda okuyabilirsiniz.
Donald Trump’ın 20 Ocak itibarıyla görevi devralmasının ardından tüm dünyada belirsizlikler arttı. Korumacılık adımlarının yanı sıra; Grönland, Panama ve Kanada üzerinden yayılmacı politikası, fosil yakıtların payını artırma çabaları, göçmenleri sınır dışı etme politikası… Bu yazıyı kaleme alana kadar şimdilik bu radikal adımları atan Trump, tüm dünyaya oldukça hareketli bir 4 yıl yaşatacak. Bir yandan parodi gibi görünse de Trump’ın dediklerini bir bir hayata geçiren bir başkan olduğunu 2017-2021 döneminden hepimiz biliyoruz. Trump ile birlikte tüm dünyayı bekleyen bu riskleri Prof. Dr. Murat Ferman şubat sayımızda Z Raporu okurları için kaleme aldı. Diğer yandan Elon Musk’ı ve dünyanın en önemli teknoloji milyarderlerini en yakınında tutan Trump’ın politikasını da Sernur Yassıkaya; Grönland, Panama ve Kanada söyleminin arkasındaki unsurları da Kadriye Tunçsiper kaleme aldı.
Küresel ticarette yaşanan bu değişimin yanı sıra Suriye’de Baas rejiminin yıkılması ve ardından gelen yeni yönetimle birlikte bölgede yaşanan gelişmelerin ekonomik çıktılarının yanı sıra, Rus enerji gazını Avrupa’ya ulaştıran tek hattın Türk Akım’ın kalmış olması Türkiye’yi enerji hattında son derece önemli bir aktör haline getiriyor. Diğer yandan Suriye’de rejimin değişmesi de askıya alınan enerji projelerini yeniden hareketlendiriyor. Enerji sektöründe yaşanan bu gelişmelerin yanı sıra küresel otomobil savaşları dosyamız da bu ay dikkat çekici dosyalarımız arasında. Keyifli okumalar…