2024 Türkiye ekonomisi: Bütçe gelir ve giderleri, faiz dışı bütçe açığı, deprem harcamalarının etkisi ve diğer makroekonomik göstergeler

2024 yılı, Türkiye ekonomisi için karmaşık dinamiklere sahip bir yıl oldu. Ülke, deprem felaketi sonrasında büyük bir yeniden yapılanma süreciyle karşı karşıya kalırken, ekonomik dengeyi sağlamak ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için farklı alanlarda zorluklarla mücadele etmiştir. Bu yazıda, 2024 yılı bütçe gelir ve giderleri, faiz dışı bütçe açığı, cari açık, dış ticaret açığı, enflasyon, işsizlik oranı gibi makroekonomik göstergelerin nasıl geliştiğine ve 2025 yılı beklentilerine odaklanacağız.

2024 BÜTÇE GELİR VE GİDERLERİ

Türkiye’nin 2024 yılı bütçe açığı, yaklaşık 2,6 trilyon TL (GYH’nın yüzde 5,9’u) olarak belirlenmişken, gerçekleşme 2,1 trilyon TL oldu. Ancak, depremin yarattığı mali yük (1 trilyon TL) göz önüne alındığında, bu harcamalar dışındaki açığın 1,1 trilyon TL (GSYH’nın yaklaşık yüzde 1,2 si). Bu maliye açısından önemli bir başarıdır. Altında yatan sebep ise harcamalarda disiplin yerine şirketlerin üzerindeki vergi yükündeki artış oldu.

2024 YILINDA MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER

2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin diğer makroekonomik göstergeleri şu şekilde gelişmiştir:

•Reel GSYH büyümesi: Türkiye 2024 yılı ilk üç çeyreğinde yüzde 3,2 civarında GSYH büyümesi kaydetti. Son çeyrekteki rakamlarla 3-3,5 arasında bir yıllık büyüme göreceğiz. OVP’deki 3,6’nın altında. Deprem sonrası yapılan harcamalar, ekonomik büyümeyi bir miktar desteklemiş olsa da, küresel ekonomik zorluklar ve iç talep baskıları büyüme üzerinde sınırlayıcı bir etki oluşturdu.

•Enflasyon oranı: 2024 yılı için enflasyon oranı, yüzde 44,4 olarak gerçekleşti. Önceki OVP’deki yüzde 33’lük hedefin epey üzerinde olmakla birlikte, sene başındaki şahsi beklentimizin (yüzde 55) altında kalması olumlu bir gelişme. Bunun en önemli (belki de tek) sebebi kurun yabancı sermaye girişleriyle büyük ölçüde sabit kalması oldu. Zira, Merkez Bankası’nın faiz artırımına gitmesi bir taraftan iç talebi düşürürken diğer taraftan carry trade süreci başlattı (yüksek faiz-düşük kur). Şimdiden not edelim; kurun sene boyunca reel değer kazanmaya devam etmesi enflasyon düşüşünü desteklese de saat ayarsız bir bomba niteliği taşıyor. Makro iktisatçılar bu cümleyi anlayacaklardır.

Devamı Z Raporu Şubat 2025 sayısında…

Dikkat çekenler...