ENFLASYONUN KÖK NEDENİ, ENFLASYONLA KALICI VE DOĞRU MÜCADELE AÇISINDAN DA KRİTİK ÖNEMDE. TALEP YANLI ENFLASYONDA ANA POLİTİKA TALEBİ SOĞUTMAYA YÖNELİK OLMASI GEREKİRKEN, ARZ YANLI ENFLASYONDA İSE MÜCADELE ARZI ARTIRACAK TEDBİRLER YÖNÜNDE OLMALI. TÜRKİYE’DE ENFLASYONLA MÜCADELEDE DARALTICI POLİTİKALAR KULLANILIYOR FAKAT İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ’NDE YAPILAN ÇALIŞMA, ENFLASYONUN TALEP KAYNAKLI DEĞİL ARZ KAYNALI OLDUĞUNU GÖSTERİYOR. ÇALIŞMAYI YÜRÜTEN İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. MUHİTTİN KAPLAN, DARALTICI POLİTİKALARIN ENFLASYONU DAHA FAZLA TETİKLEYEBİLECEĞİNİ, KALICI ÇÖZÜM İÇİN ARZI GELİŞTİRECEK POLİTİKALARIN GELİŞTİRİLMESİ GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKİYOR.
SEMRA KARABAŞ
Pandemiyle birlikte tüm dünyaya kendini hatırlatan enflasyon, aradan geçen neredeyse 6 yıla rağmen dünyanın gündeminde kalmaya devam ediyor, Türkiye’de de öyle. Dünya genelinde merkez bankaları, enflasyonu düşürmek için faiz artışına gitti, ancak çoğu hala hedefledikleri enflasyona ulaşamadı. Tüm dünyada bunun nedenleri tartışılırken, İbn Haldun Üniversitesi önemli bir çalışma ortaya koydu. Türkiye özelinde yapılan araştırmada 1999-2024 yılları arasında Türkiye’de yaşanan enflasyonun çoğunlukla arz yanlı enflasyon olduğu ortaya koyuldu. Çalışmayı yürüten İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhittin Kaplan, arz yanlı enflasyonla mücadelede, daraltıcı politikaların arzı ve üretimi daha fazla kısabileceği bu yüzden de enflasyonu yukarı yönlü daha fazla şiddetlendirebileceğini belirtiyor. Kaplan, arz yönlü enflasyonla mücadelede daraltıcı politikalar yerine arzı destekleyici politikaların daha kalıcı çözüm olacağına dikkat çekiyor.
Yaptığınız çalışmayla Türkiye’de enflasyonun ana nedeni olarak neleri tespit ettiniz?
Akademisyen arkadaşlarımızla, Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyonun nedenlerini ve dinamiklerini ampirik olarak belirlemek için yola çıktık. Enflasyon bildiğiniz üzere, fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artışlar olarak tanımlanır ve özünde arz-talep dengesizliği sonucu ortaya çıkar. Basitçe açıklayacak olursak, piyasadaki az (çok) sayıda malın, çok (az) sayıda alıcısı varsa, talep (arz) fazlası dolayısıyla fiyatlar artmaya başlayacaktır. Şekil 1A’da, ekonomi “0” noktasında iken arz talebe eşit ve fiyat istikrarlıdır. Fakat herhangi bir sebepten dolayı talep arttığında fiyatlar da artmaktadır. Benzer şekilde Şekil 1B’de, “0” noktasında fiyat istikrarlı iken, herhangi bir sebepten dolayı arzda meydana gelecek bir azalmanın da fiyatların artmasına yol açtığı görülmektedir. Arz ve talebin artması veya azalmasına neden olan bu faktörleri “arz şokları” ve “talep şokları” olarak adlandırabiliriz. Özetle, enflasyon arz yönlü faktörlerden kaynaklanabileceği gibi talep yönlü faktörlerden de kaynaklanıyor olabilir. İşte Shapiro (2022, 2024) tam olarak bu gözlemden yola çıkarak, gözlemlenen enflasyonun arz yönlü mü, talep yönlü mü olduğunu belirlemeyi mümkün kılan bir yöntem geliştirmiştir. Shapiro (2022, 2024)’nun yöntemi teknik olarak karmaşık olmakla birlikte, yöntemin özündeki ekonomik mantık gayet basittir ve şu şekildedir. Shapiro (2022, 2024), enflasyonun talep yönlü faktörlerden kaynaklandığı durumda fiyatların ve miktarın aynı yönde değiştiği (Şekil 2B’de görüldüğü gibi), arz yönlü faktörlerden kaynaklandığında ise fiyat ve miktarın ters yönlü hareket ettiği (Şekil 2A’da olduğu gibi) gözleminden hareketle, fiyat artışlarını talep yönlü ve arz yönlü olarak ayrıştırmıştır.
Biz de yaptığımız çalışmada, Shapiro (2022, 2024)’nun yöntemini kullanarak, Türkiye’de gözlemlenen enflasyonun kaynağının, 1999Ç1-2024Ç2 çeyreklik dönemler için, arz yönlü mü, talep yönlü mü olduğunu Vektör Otoregresyon yöntemini kullanarak belirledik. Çalışmamızdan elde ettiğimiz bulguyu bir cümle ile özetleyecek olursak, “Türkiye’de enflasyon, sanılanın aksine, talep yönlü faktörlerden değil, arz yönlü faktörlerden kaynaklanmaktadır” diyebiliriz. Rakamsal olarak ifade edecek olursak, Grafik 1’de görüleceği üzere, 1999Ç1- 2024Ç2 döneminde gözlemlenen çeyreklik enflasyonların yüzde 62,56’sı arz yönlü ve yalnızca yüzde 37,44’ü talep yönlü şoklardan kaynaklanmaktadır.
“YÜKSEK ENFLASYONDA ARZ YETERSİZLİĞİ ARTIYOR”
Yıllar itibarıyla farklılık gösteriyor mu? Hangi dönemlerde arz, hangi dönemlerde talep öne çıkıyor?
Enflasyonun talep yönlü mü yoksa arz yönlü mü olduğu sorusuna ilişkin yaptığımız analizlerimiz, alt dönemler itibariyle çok daha çarpıcı sonuçlar sunmaktadır. Analize konu dönemi (1999Ç1-2024Ç2) beşer yıllık periyodlarda incelediğimizde, 2014Ç1-2018Ç4 dönemi (Grafik 5) hariç bütün diğer alt dönemlerde (Grafik 2,3,4, ve 6) arz yönlü enflasyonun daha yaygın olduğu görülmektedir. En çarpıcı bulgular da, Grafik 4 ve Grafik 6’da yer almaktadır. Bu grafikler incelendiğinde, 1999Ç1-2003Ç4 ve 2004Ç1-2008Ç4 zaman aralıklarında arz yönlü enflasyon daha sıklıkla gözlemlenmekle birlikte, talep yönlü enflasyon oranı ile aralarındaki farklılık çok fazla değildir. Fakat 2009Ç1- 2013Ç4 döneminde, çeyreklerin yaklaşık olarak yüzde 87’sinde enflasyon arz yönlü faktörlerden kaynaklanırken, talep yönlü faktörlerin enflasyona yol açtığı dönemlerin oranı sadece yüzde 13,03’te kalmıştır. Yakın dönemde de benzer bir durum gözlemlenmekte, 2019Ç1-2024Ç2 aralığında yer alan 22 çeyreğin yüzde 72,45’inde enflasyon, arz yönlü faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bu bulgular Türkiye’de enflasyonun kaynağına ilişkin iki önemli bilgi vermektedir. Birincisi, arz yönlü enflasyonun baskın olduğu dönemlerin, Türkiye ekonomisinin kronik cari işlemler açıklarının yabancı sermaye ile kolayca ve düşük faiz oranları ile kapatılamadığı dönemler olduğu görülecektir. Daha açık bir ifadeyle, Türkiye ekonomisindeki enflasyonun temel nedeni, arzın yetersiz oluşudur.
Burada belki şu soru akla gelebilir. Şayet bu doğru ise, peki neden analiz sonuçları talep yönlü faktörlerin de bazı dönemlerde önemli rolünün olduğunu göstermektedir? Bu sorunun cevabı, Türkiye ekonomisinin arz yönünde yaşanan yetersizliklerin önemli bir kısmı ithalatla karşılanmaktadır. Enflasyonun nedeninin arz yönlü olduğu yurtiçindeki arzın talebi karşılamakta yetersiz kaldığı, ithalatın pahalı hale geldiği veya finansmanının zorlaştığı dönemlerde çok daha net bir şekilde gün yüzüne çıkmakta, daha açık bir şekilde görülmektedir. İkinci olarak, arz enflasyonun çok belirgin olduğu bu iki dönem, aynı zamanda diğer dönemlere kıyasla enflasyon oranının daha yüksek seyrettiği dönemlerdir. Bu da bize, enflasyon oranının yüksek seyrettiği dönemlerde, üreticilerin piyasaya mal vermekte daha temkinli davrandığı ve haliyle üretimin sınırlı olmasından kaynaklı arz yetersizliğini daha da şiddetlendirdiği anlamına gelmektedir.
Devamı Z Raporu Dergisi Nisan 2025 sayısında…