Eski Kanada Başbakanı Pierre Trudeau bir açıklamasında ABD hakkında “Senin yanında yaşamak bir bakıma fille uyumak gibi. Bu hayvan ne kadar iyi niyetli ve sakin olursa olsun, her hareketinden ve sesinden ürkersiniz,” demişti. Venezuela açısından bakıldığında ise, dünyanın en büyük petrol tüketicisinin yanı başında dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmak bir endişe kaynağı olsa gerek. Venezuela’nın komşusu ne kadar iyi ve dostane olursa olsun, kendisinin inanılmaz derecede büyük petrol zenginliğine kem gözlerle bakıyor olmalı.
Arap Körfez bölgesinde devasa miktarlarda petrolün keşfedilmesinden bu yana, ABD gözünü Orta Doğu petrolüne dikmiş durumda. Öyle ki petrol kaynaklarını, petrol taşıma rotalarını ve boğazları kontrol eden gücün küresel ekonomiyi de kontrol edeceği düşüncesine dayanarak, ABD küresel petrol kaynaklarını kontrol edebilmek amacıyla Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nı Katar’a konuşlandırdı. “Over a Barrel” (“Bir Varilin Üzerinde”) adlı kitabımda (2004, s. 191), 2003’teki Irak işgalinin şüphesiz petrolle ilgili olduğunu ifade etmiştim. ABD Merkez Bankası Eski Başkanı Alan Greenspan bile anılarında (Türbülans Çağı, 2007, s. 463) Irak savaşının büyük ölçüde petrolle ilgili olduğunu itiraf ediyor. Nitekim Irak işgalinin en ihtiraslı mimarı ve rejim değişikliğinin en sert savunucusu olan, şu anda ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olan John Bolton’un ta kendisi değil miydi?
O halde, Venezuela’da iktidara yasadışı yollarla el koyma girişiminin arkasındaki gerçek gücün Bolton olması şaşırtıcı mı? Bolton, ulusal bir kanala verdiği demeçte, “ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela petrolüne gerçekten yatırım yapıp üretebilmelerini sağlayabilirsek, yaptırımlar ekonomik olarak ABD açısından büyük bir fark yaratacaktır,” dedi. Bunun hem Venezuela hem de ABD halkının yararına olacağını vurgulayan Bolton, sözlerini şöyle sürdürdü, “Bu durumda her ikimiz de tehlikede olduğumuz için doğru karar vermeliyiz. Görünen o ki, dünyada kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip ülkede bulunan zayıf bir petrol endüstrisi, demokrasi ve insan haklarının ötesinde bazı alternatif çıkarlara hizmet ediyor,” dedi. İşte durum bu. ABD, bu darbedeki dahlini gizleme zahmetine bile girmedi. Bolton attığı bir tweette Venezuelalı askeri yetkililere geçici Devlet Başkanı Juan Guaidó’yu desteklemeleri için çağrıda bulunarak, aksi halde sonuçlarına katlanmak zorunda kalacakları konusunda uyardı. Dahası, Nicolás Maduro’ya ihanet eden Venezuelalı askeri yetkililere verilen cezai yaptırımların kaldırılması önerisini getirdi.
Devamı Derin Ekonomi Mart 2019 sayısında …