Aylardır kurulamayan koalisyonu ile İtalya AB’nin yumuşak karnı olmanın ötesinde sonu olmaya doğru ilerliyor. Ekonomik büyüklüğü itibariyle Yunanistan’ın 10 katı büyüklüğe ve 2.3 Trilyon Avroluk toplam kamu borcu ile Yunanistan’ın 7 katı büyüklüğe sahip olan İtalya dış borcunun tek alıcısı olarak Avrupa Merkez Bankası haricinde borçlanma imkanı kalmamış halde kendi gibi AB’yi de çıkmaza sürüklemektedir.
2011 yılında yüzde 7.7 faiz oranı ile kilitlenen ekonomisinin imdadına yetişen Avrupa Merkez Bankası desteği ile Avro ortalamasına yakın borçlanma imkanına kavuşan İtalya bu desteği de tüketmek üzere. Zira dış borç stoğunun neredeyse tamamına yakın alıcısı ECB’den başkası değil. ECB’nin yakın zaman içerisinde ABD’nin takipçisi olarak parasal genişlemeye son verip faiz arttırma zamanına gelmesine rağmen hareket edememesinde pimi çekilmiş el bombası olarak İtalya ekonomisi ve tahvillerinin payı büyük olsa gerek.
İşin diğer tarafı ise bu yardım ve ayakta tutma çabalarına rağmen İtalya hane halkının büyük çoğunluğunun AB’ye güveni her geçen gün düşmekte, son araştırmalara göre İtalyanların AB’de bulunma isteği araştırmasında 26 ülke içerisinde 23’cü sıradadır. Bu tutumlarının altında yatan temel neden ise; Avro para birimine geçilen 1997 yılından beri kişi başı milli gelirin sadece yüzde 3 artmış olmasıdır. Kıyaslamak gerekirse; aynı sürede Almanya’da kişi başı milli gelir yüzde 30 artmıştır.
Neredeyse katma değer ihracı toplamında AB’nin ilk üç büyük hacimli ülkesini kenara çekersek kalan tüm ülkelerin toplam hacmi kadar üretim sağlayan Almanya’nın Yunanistan bir yana, zorda olan İtalya ve İspanya gibi eski rakiplerinin bile bu durumundan pek de rahatsız görünmemektedir. Cari fazlası ile diğer ülkeleri borç batağına sürüklerken borç veren olarak Almanya Yunanistan’da yaptığı gibi ucuza kapatacağı özelleştirmeler ile tahsilat imkânını kollayacak gibi durmaktadır. Zira AB’nin ticaret dengesini gitgide kendilerine doğru çekmeye devam etmekte bir sakınca görmemektedir.
Devamı Derin Ekonomi Haziran 2018 sayısında …