Türkiye ekonomisinin kamu hariç (özel sektör) borç stoğu 291 milyar dolar seviyesinde seyretmektedir. Bu borcun kabaca 221 milyar doları uzun, 70 milyar (ticari krediler dahil) doları kısa vadelidir. Türkiye’nin finansal olarak kırılgan olarak tabir edilmesine de bu borç toplamı sebep olmaktadır. Bahse konu borç yıllara sair verdiğimiz cari açığın temel sonucudur. İlanihaye de sürdürülebilir değildir. Zira her ay cari açık vererek sonsuza kadar borçlanma yapamayacağımıza göre bu sarmalı geri açma mecburiyetimiz vardır. Gün o gündür ki, kur şoku yaşamış yani paramız diğer para birimlerine karşı rekabet gücü elde etmişken, başkanlık sistemine geçmişken, yeni OVP açıklanacakken ( bu yazı 17 Eylülde yazılmıştır) ihracat seferberliği ilan edip, yerli makine teçhizat yatırımları ile kapasiteleri artırarak dış satıma aklımızı fikrimizi vermeliyiz. Cari açığı kapatmalı ve dahi artıya geçirmeliyiz.
Anlatılan hikayelere kanmayın! Cari açığı düşürmek için yüksek teknolojiye ihtiyacımız yoktur. Her platformda yüksek teknolojili katma değerli ürün üretmeye ihtiyacımız var diye naralar atan ekonomistlere kulak asmayın. Bir kısmı bu argümanı inandıkları için değil moral bozmak için yani beceremeyiz (siz beceremezsiniz diye okuyun, zira kendilerini batı medeniyetine mensup sayarlar) demeye getirmektedirler. Bir kısmı ise aldıkları Anglosakson eğitimi neticesinde dünyayı sadece ABD ve AB’den mütevellit sanan arkadaşlardır bunlar. Olaylara at gözlüğü ile bakarlar, doğru örneği, bize uygun modeli bu nedenle bulamazlar.
DOĞRU ÖRNEK ÇİN’DİR!
7 Ocak 2018 tarihli “Çin olmasa ispat edemezdik!” başlıklı Yeni Şafak’ta yayımlanan kendi yazımdan alıntı yaparak devam etmek istiyorum.
“1970’lerden beri Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisi senelik yüzde 9’a varan büyüme oranlarıyla çok hızlı bir büyüme içerisine girmiştir. 1980’lerde Çin’in ihracatı senelik yüzde 5.7, 1990’larda yüzde 12.4, 2000-2003 yılları arasında ise senelik yüzde 20.3 büyüme göstermiştir. 2003 yılında Çin’in ihracat büyümesi dünya ihracat büyümesinin 7 kat fazlası olarak kayıtlara geçmiştir. 2016 yılı itibariyle 2.06 trilyon dolar ile dünyanın en çok ihracat yapan ülkesi konumundadır. Bu hacmiyle gayri safi milli hasılası 11.2 Trilyon dolarken, kişi başına gelir ise 15.500 dolardır. Yokluk seviyesinden bu hale gelmek gerçekten inanılmaz dersek yeridir…”
“Çin’in yukarıda anlattığımız bu büyümesi ne robot teknolojisiyle, ne de nano teknoloji ile gerçekleşti.
Devamı Derin Ekonomi Ekim 2018 sayısında …