Finans sektörünün gözden geçirilmesi gerekiyor

Türkiye’de finans kesiminin varlıklar itibariyle yüzde 90’dan fazlasını bankacılık sektörü oluşturuyor. Yani, şirketler kesiminin finansman ihtiyacı neredeyse tamamen bankacılık kesimi tarafından karşılanıyor. Sermaye piyasalarından (birincil bono/sukuk ve hisse ihraçları) sağlanan şirket finansmanı miktarı çok küçük. Leasing, factoring tipi finans kuruluşları da, küçük miktardaki bono ihraçlarını göz ardı edersek finansmanlarını büyük ölçüde bankacılık sisteminden sağlıyorlar. Dolayısıyla, bankacılık sistemi hem yatırımcılar (yatırımlarını finansal sisteme sokan kişiler ve şirketler), hem de borçlanıcılar açısından tek ve en önemli finansal aracı durumunda.
Bu durum uzun dönemli ekonomik kalkınma açısından önemli bir kısıt olarak karşımıza çıkıyor. Zira, bankacılık sistemi tabiatı itibariyle uzun dönemli finansman sağlayamıyor. Ortalama mevduat vadesinin 60 gün civarında olduğu bir ekonomide, bankaların, sisteme sağlayacakları kredilerinin büyük bölümünün kısa vadeli olması gerekiyor. Aksi takdirde bankaların aktif – pasifleri arasındaki vade uyumu bozulur ve bankacılık sisteminde riskler artar.
O halde ne yapmalı? Bu durumla karşılaşan karar alıcılar iki seçeneğe sahiptir: bir şey yapmamak veya bir ‘finans politikası’ (bunu ‘finans sektörü politikası’ olarak okuyunuz ) geliştirmek. Dünya ülkelerinde karar alıcıların büyük kısmı birinci opsiyonu seçer. Bu opsiyon fiilen kalkınmayı (özellikle sınai ve teknolojik gelişmeyi) tesadüflere bırakmak manasına gelir. Zira, sanayi ve teknoloji sektörleri bir lokanta, dükkan ya da ticari şirketten daha karmaşık finansal ihtiyaçlara sahiptir. Nitekim, dünya ülkelerinin büyük kısmında uzun dönemli kalkınma sürecini destekleyecek bir finans sektörü yapısı yoktur. Bir çok ülkenin düşük ve orta gelir tuzaklarına takılıp kalmasının sebeplerinden birisi de budur.
Geçen yüzyılda yaşamış bir kalkınma iktisatçısı olan Alexander Gerschenkron Almanya gibi ülkelerin kalkınmasında sanayiye finansman sağlayan kuruluşların olmasının altını çizmiştir. Almanya’da sermaye piyasaları da kendine has yapısıyla finansal kapitalizmin üretiği fonları yine sanayi ve kalkınmaya yönlendirmeyi başarmıştı. Bugün de Almanya’da, ABD kadar olmasa da hem teknolojik ve yenilikçi ürünler hem de daha geleneksel sanayi finansmanı başarıyla yürüyor.

Devanı Derin Ekonomi Kasım 2018 sayısında …

Dikkat çekenler...