Olası 3. Dünya savaşı için birkaç ay önce sıcak çatışma olasılığının zayıf olduğunu bunun yerine savaşın ekonomi üzerinden yürütüleceğini ve hatta bir süredir de devam ettiğini anlatmıştık. Ancak, işgalci İsrail, Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlattığı (aslında 1947’den bu yana sürdürdüğü) katliamı bölgeye yayma çabası içerisinde. Lübnan’da başlattığı katliamlar, İran’a yönelik saldırıları, son olarak da bu ay içerisinde Hizbullah’ın lideri Nasrallah’ı suikastle şehit etmesi ve ardından da olası halefini de şehit etmesi bölgesel savaş riskini daha da artırdı. Hiç şüphesiz, hiçbir tartışma insani kaybın önünde olamaz. Ancak olası bölgesel savaşın arka planında ve sonuçlarında da ekonomi var. Bölgenin zengin fosil yataklarına sahip olması ve üretimde de yine ilk sıralarda yer alması, yeni Ortadoğu dizaynının en önemli argümanı. Ortadoğu merkezli güç savaşı yıllardır değişmiyor, bu coğrafyada yine büyük plan devrede. Bu yüzden de Kasım sayımızın kapağını “Ortadoğu’da eskimeyen yeni oyun” başlığıyla çıktık.
Küresel ekonominin karşısında 2 önemli risk bulunuyor. Biri jeopolitik riskler diğeri ise kamu borçları. Tüm dünyada pandemi döneminde kamusal destekler arttı. Bu da ülkelerin kamu borç stoklarında büyük artışlar getirdi. Pandemi dönemine yüksek borçluluk oranlarıyla giren ülkelerin borçlulukları artmaya devam ediyor. Türkiye’de ise bütçe açığı 2023 itibariyle ciddi bir bozulma göstermiş olsa da pandemiye rağmen bu döneme düşük borçluluk oranlarıyla girmiş olmamız bizi pek çok ülkeden pozitif ayrıştırıyor. Ancak dünyada bütçe açıkları ve kamusal borç stokları önemli bir risk olarak duruyor. Bu küresel riskin boyutunu Z Raporu’nun Kasım sayısında ele almaya çalıştık.
Küresel ekonominin merkezinin batıdan doğuya kaydığı uzun bir süredir yadsınamaz bir gerçek. Fason üretim merkezi olarak anılan Çin artık katma değerli üretimiyle öne çıkıyor. Daha ucuza, daha çok ve hatta artık daha katma değerli üretmeye başladı. Bu da ürettiği katma değerle övünen Avrupa ülkelerini küresel rekabette geride bırakmaya başladı. Demografik sorunlarla da uğraşan “Yaşlı Avrupa” rekabette nasıl öne geçeceğinin yollarını aramaya başladı. Avrupa Merkez Bankası’nın eski başkanı Mario Draghi’nin hazırladığı rapor bir hayli ses getirdi. Draghi özetle Avrupa’ya rekabet gücünü artırması için 750-800 milyar euroluk bir yatırım yapması çağrısında bulundu. “Hasta Avrupa gençlik iksiri arıyor” başlığıyla bu raporun detaylarını analiz etmeye çalıştık.
Küresel ekonomide beliren bu risklere rağmen dünyada faiz indirimleri devam ediyor. Majör merkez bankaları başta olmak üzere pek çok merkez bankası enflasyonu kontrol altına aldıklarının düşüncesiyle faiz indirimlerini sürdürüyor. Jeopolitik riskler enflasyonda yeniden yukarı yönlü riskleri artırsa da küresel resesyon ihtimali Merkez Bankaları için baskın durumda. Majör merkez bankaları da bu ihtimale karşı faiz indirimlerini sürdürüyor. Ki jeopolitik risklere rağmen petrol fiyatlarının neredeyse yerinde saymasının temel nedeni de bu. Türkiye cephesine baktığımız da ise ilk faiz indiriminin ne zaman olacağını tartışıyoruz. Dezenflasyon süreci başladı, ancak Merkez Bankası risklerin hala canlı olduğuna dikkat çekiyor. Hal böyleyken Merkez Bankası sıkı para politikasının süreceği yönünde mesajlarını yineleyip faiz indirimi için henüz erken sinyali veriyor. Ancak reel sektör 1,5 yıldır yüksek faizle yaşamaya çalışıyor, başka bir ifadeyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. Daha ne kadar dayanabiliriz sorgulaması arttı. Merkez Bankası da şu anda bu ikilemde en doğru zamanlamayı yapmanın peşinde. Erken faiz indirimi yeniden enflasyonu tetikleyebilir, geç faiz indirim ise büyümede sert frene yol açabilir.
1,5 yıldır sürdürülen sıkı para politikasının meyvelerini almaya az bir zaman kaldığı tahmin ediliyor. Zira yüksek faizin etkisini gösterdiği sektörlerden biri de konut sektörü. İpotekli satışın yoğun olduğu konut sektöründe faize duyarlılık oldukça yüksek. Konut kredi faizlerinin yükselmesiyle satışlarda yaşanılan dengelenmenin (durgunluk demiyorum çünkü satışlar hala ortalama seviyelerde) faizlerin düşmesinin ardından yerini yeniden artışa bırakması bekleniyor. Z Raporu’na konuşan sektör temsilcilerinin gözleri de faizlerde. Saydığım bu dosyaların dışında pek çok önemli dosya ve gündem konusunu bu ay Z Raporu’nda işledik. Keyifli okumalar…