Tüketim çılgınlığı ele güne el açtırır

Bu ay sizlerle enflasyonun ve borçlanmanın en temel nedeni olan aşırı tüketim alışkanlığını tartışmak istiyorum. Uygulanan mevcut ekonomi programının en zayıf halkası olarak görülen ve bir türlü baş edilemeyen hizmetler sektöründeki hareketlilik ekonominin soğumasını geciktirdikçe, ülke olarak katlandığımız faiz maliyeti katlanarak büyüyor.

İnsanoğlunun sahip olduğu en büyük hazine kanaattir. Bireyin sınırsız arzu ve isteklerinin karşılaması için bitmez tükenmez kaynaklara ihtiyaç var. Ancak 8 milyarı aşkın insanın yaşadığı dünyamızda, herkesin bütün isteklerinin yerine getirilmesi mümkün olmadığı için, sınırlı imkanlarla sonsuz arzu ve isteği karşılaması için kafa yorarız. Tarih boyunca insanlık bunun mücadelesini vermiştir. Küçük yaşlarda ailede başlaması gereken tutum ve davranışların şekillendirilmesi çabası eğitim hayatı boyunca devam eder

Yelpazeyi biraz daha geniş tutarsak birey olarak tutumlu davranmak ve kanaat etmek durumundayız. Çünkü şöyle bir acı gerçekle karşı karşıyayız; dünyada nüfusu çoğaldıkça, kaynaklar azalıyor. Bu çıkmazı aşabilmek için kanaat etmekten başka çare kalmıyor. Elbette kaynaklarımızı iyi değerlendireceğiz. İsraf etmeyeceğiz. Toplumsal refaha, adaletli bir gelir dağılımına, bölgeler arası gelişmişlik farkını ortadan kaldırmaya vesile olacak bir anlayışla kalkınabiliriz.

Bu anlayış bir bütün olarak küresel sisteme lazım olduğu gibi, devletlerin, milletlerin, ailelerin ve mikro olarak bireyler olarak hayatımızda unutmamamız gereken en temel gereksinim olarak karşımıza çıkıyor. Her ülke sahip olduğu imkânlara göre ya müreffeh ya da geri kalmıştır. Her toplum tüketim-kanaat ikileminden başarılı sınav verdiği ölçüde ya kalkınmıştır ya da fakirlikle mücadele ediyordur. Her birey kazancı ölçüsünde tüketmeyi başardığı ölçüde ya dünya hayatını mamur etmiştir ya da süründürüyordur.

Devamı Z Raporu Nisan 2025 sayısında

Dikkat çekenler...