Türkiye’nin Karadeniz’deki gaz keşfi Doğu Akdeniz’deki gerilimi azaltır mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin Karadeniz’de oldukça büyük bir doğalgaz sahası keşfettiğini duyurduğu 21 Ağustos Türkiye için unutulmaz bir gün olarak tarihe geçti. Yaklaşık 320 milyar metreküplük rezervin keşfi oyunun kurallarını değiştirecek bir gelişme olarak görülüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, dünyanın en büyük keşiflerinden biri olan yeni saha “Sakarya,” gelecek birkaç on yıllık dönemde Türkiye’nin enerji ihtiyacının yaklaşık 80 milyar dolarlık kısmını karşılama potansiyeline sahip.

Yerli üretim, 2019’da 41 milyar dolar olduğu tahmin edilen felç edici bir enerji ithalat faturası olan Türkiye’nin yabancı tedarikçilere bağımlılığını azaltacak bir gelişme olacaktır. Ayrıca keşfin hem ekonomik hem de jeopolitik anlamda önemli boyutları var.

KARADENIZ’DEKI KEŞIF GERÇEKTEN BIR OYUN DEĞIŞTIRICI OLABILIR MI?

Türkiye’nin şimdiye kadarki en büyük doğalgaz keşfini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin yakında net enerji ihracatçısı olacağı öngörüsünde bulundu.

Ancak bu, üretim maliyetleri ve 320 milyar metreküp olduğu tahmin edilen doğalgazın ne kadarının geri kazanılabileceği konusunda birçok cevapsız soruyu beraberinde getiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2023 yılına kadar ilk gazın Türk tüketicisine ulaşacağına dair vaadi, derin deniz gazı çıkarımının karmaşık yapısı ve Türkiye’nin derin deniz gazı üretimi konusunda deneyimsiz olması nedeniyle şüpheyle karşılandı. Karadeniz’in ek lojistik zorlukları bir yana, kaynak tahminlerini doğrulamak ve sahanın jeolojisini anlamak için daha fazla değerlendirme kuyusuna ihtiyaç duyulacaktır. Bazı analistler ise, gazı çıkarmanın on yıl kadar sürebileceğini ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) projeyi tam anlamıyla gerçekleştirmek için yabancı bir enerji deviyle ortak girişim kurması gerekeceğini düşünüyor.

EKONOMIK BOYUT

Mart ayında koronavirüs salgını patlak verdiğinde zaten bir borç ve kur kriziyle mücadele eden Türkiye ekonomisi için, enflasyon ve işsizliğin yüksek, turizmin durgun olduğu, Ocak’tan bu yana Türk lirasının dolar karşısında beşte bir oranında değer kaybettiği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavizsiz politikalarının yatırımcıların cesaretini kırdığı bir ortamda yeni keşif adeta taze bir kan oldu.

Devamı Z Raporu Ekim 2020 sayısında …

Dikkat çekenler...