Yabancı borsalara yelken açma vakti

Hatırlarsanız bundan 7-8 yıl evveline kadar döviz ile borçlanma gayet normal bir haldi. Biraz orta boyu geçmiş KOBİ’lerimiz yabancı para cinsinden neredeyse maliyetsiz borçlanma fikrine çok hızlı ayak uydurmuşlar, pek de sevmişlerdi. Hatta bu işin zirvesi 2010-15’ler döneminde Türkiye’de Japon yeni ile borçlanmak ticaretin tabii halinden sayılmaya başlanmıştı.

Patronların şirketini ve kârı başkası ile paylaşmaya yanaşmaması, durağan döviz cinsi kredilerin cazibesi ile harmanlanınca özsermaye kredi oranı durağan kura rağmen yüzde 60-70’lerde olan şirket patronlarının keyfi yerindeydi. İşte o vakitlerde, bu şekilde borçlanmanın KOBİ’ler ve ülke ekonomisi için büyük risk olduğunu, doğru yolun borsaya açılmak olduğunu yazmıştık. Nitekim gün geldi kur fırladı o şirketler tepe taklak oldu bir sürü batak, kayıp yıllar emekler oluştu.

Devletimiz de en sonunda ihracatçılar hariç döviz ile borçlanmayı yasakladı ki bir daha bu senaryo önümüze çıkmasın, geç de olsa çok iyi yapmıştı. O dönem döviz kredili şirketleriniz sizin sandığınız gibi size ait değil, kreditörlerindir diye her mecrada ifade ederken gün geldi borsaya kote olmada şirketlerimiz yarışır hale geldiler. Artık vites yükseltmeliyiz. Bize gelmeyen finansal piyasalara biz gitmeliyiz! Nasıl olacak bu iş derseniz?

Artık şirketlerimizin ana hedefi ve ana akımı ABD borsalarında (sonra diğer) şirketlerini yatırımcılara sunması olmalıdır. Böylelikle ülkemizin aradığı doğrudan yatırımı “dolaylı doğrudan yatırım” olarak ara formülle elde etmeye başlarız, şirketlerimiz ucuza sermaye imkânı bulur, hatta bu ortaklardan stratejik olanları da çıkacaktır. Bizim şirketlere yeni pazarlar, yeni fikirler, yeni bakış açısı kazandıracaktır.

Devamı Z Raporu Ekim 2023 sayısında…

Dikkat çekenler...