Küresel siyasette ve ekonomide önemli dönüşümler yaşandıkça, mevcut dünya düzeni sürekli sorgulanıyor. ABD, Trump ile birlikte yeniden geleneksel uluslararası liderlik rolünden uzaklaşma eğilimine girdi ve dünyanın yeni bir stabilizatöre ihtiyacı olup olmadığı sorusu gündeme geldi. Birleşmiş Milletler’in reform ihtiyacı, çok taraflı kurumların geleceği ve şu anki kaotik seviyesi artan dünya düzeyinde güvenli bir sistemin nasıl kurulabileceği üzerine tartışmalar yoğunlaşıyor.
ABD VE HEGEMONYA KRİZİ
Dünya ekonomisinin istikrarı için bir hegemon gereklidir. 19’uncu yüzyılda hegemon rolüne en yakın ülke İngiltere idi; ancak I. ve II. Dünya Savaşları arasında Batı Bloku üstün konumda ve ABD’de fiilen dünyanın en güçlü ülkesi iken, bunun adı konmuş değildi. Nitekim II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan dönemin hegemonu ABD oldu. Ancak, 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde ABD bu rolünü gözden geçirme gereği duyuyor. Washington, özellikle Trump döneminde ekonomik yardımların ve güvenlik garantilerinin bir maliyeti olduğunu yüksek sesle dile getiriyor. NATO üyelerine yapılan yardımlar sorgulanıyor, Ukrayna savaşında Avrupa’nın daha fazla sorumluluk alması gerektiği hatırlatılıyor ve ABD’nin uluslararası kurumlarla ilişkilerinin düzeyi dramatik şekilde düşürülüyor.
Devamı Z Raporu Mart 2025 sayısında…